geriye kalan; yalan

Kelimeleri anlamlarının ötesinde kullanıyorsanız,
Söylediklerinizi çok az kişi anlıyorsa, o da yarım,
Hatta bazen kendiniz bile tereddütte kalıyorsanız,
Kırk küsur senedir zerre kadar sıkılmamışsa canınız,
Müjdeler olsun! Size bir “haller” oluyor demektir.
Haydi koşun takılmayın zamana, oynayın doya doya!
Artık çocuğun oyuncak bilyesidir sizin için dünya.

Simya
Balmumundan bir şehir arkadaşlar ülkesi
İçinde yanar durur yalanın lambaları
Benim hakkımda yalan, senin hakkında yalan
Kapadılar sonunda sana çıkan yolları
Yine de suç benimdir, onların değil benim
Karanlıkları delen bir ışık olamadım
Akıtamadım ayağına gönlümün pınarını
Senin gönül kentine bal ve sütten bir nehir
Köle diye mi sattın ayrılık ateşine
Sana köle olmanın değerini bilmeyen
Kendini dev saymanın sonsuz cehennemini
Benliğinde taşıyan gurur sarhoşu beni
Artık yolun uğramaz bilirim toprağıma
Ömrüm yanıp yıkılmış harap ölüm sayfası
Sen orda hakikate çevirirken yalanı
Ah, yalana çevirdim ben burada hakikati
Sezai Karakoç
çini

Hep yalanın peşinde olduk. Altına çevirmek demiri, ölümsüzlük arayışı, yani simya. Halbuki ikisi de elimizin altındaydı.

Gerçeği (var olanı) örtmek mi yalan? Güzel koku? Duvarı saklayan çini? Kibarlık?
Yoksa olanı yok saymak; tevazu?
Ya da olmayanı var; cesaret?
Ve olanı olduğundan farklı sunmak mı? Mermerin gerçek rengini hangi ışık verir?

“Gerçek” doğruya götürür; peki şu minik yavruya her doğruyu söyleyebilir miyim?
“Yalan” yanlışı belletir; beni minikken kucaklamış ihtiyara kendinle ilgili gerçek olmayan güzel bir yalan söyleyemez miyim? Evet, amaç ve niyet meselesi ya da yarar arama, bir kaybımız da olmaz sonunda.
Gerçek kalıcı, yalan geçicidir. Nadiren gerçek geçici yalan kalıcı olsa da.
Her ikisinin de aynı anda kalıcı olması birbirini büyüterek; işte zor sınav bu.

Gerçek tek başına var olabilir. Yalan için iki kişi gerekli.
(“Kendine yalan söylemek” derseniz o sadece bir temenni bir dilek.)
Yalanın bir muhatabı olmalı. Tesir sahası bulunmalı. O’nda etkisini görmeliyim.
Heyecan verici çünkü benim eserim. Gerçek öyle değil, onda benim katkım yok. Edilgenim tek taraflı; zor kabullenirim, tabiatımıza aykırı.
Yanlış ve kötüyü mü savunuyorum? Hayır.
Aldatmak değil kastettiğim. Karşı tarafa mesaj vermek. Düşünmesi ve düşlemesi için zemin hazırlamak. Karşılıklı konumumuzu hissettirmek.
Görüyorsunuz ifadeler kesinlik içermiyor. Mesajın devamını o tamamlayacak çünkü; kendi gerçeklerine (yalanlarına) göre.

Bencillik:
Genelde hareket noktamız budur. Fayda gözeterek yapılır bahsettiklerim.
Karşılıklı fayda söz konusuysa ne âlâ.
Benim yararıma onun zararına ise işte bu ahlâksızlık, aldatma.

Ya tersi hedeflenirse? Yanacağımı bile bile onun yararını gözetsem.
Kim yapar bunu diye düşünüyorsanız, buraya kadar söylenenleri gereksiz yere okumuşsunuz demektir. Kalkın işinize bakın! Henüz aynı diyarın tanışı değiliz.

Seçili bir zamanın seçili bir mekanında bir seçilmiş için seçilmişseniz;
mûtat olan artık sizin için geçerli değildir. Hesaba kitaba gelmezsiniz. Ölümsüzlüğü daha iyi kavrarsınız bu Yaradan’ın sunduğu şerbette. Böyle bir güzellik sonlu olamaz.
Artık hesabı sadece ve sadece onun için yaparsınız. Fayda, yarar, saadet, huzur, güzellik kelimeleri tek bir zamirle birlikte anılır: o. Oradan esecek en sert rüzgar bile sizi kırmaz, incitmez tersine sevindirir, heyecanlandırır. Muhatapsınızdır tek (yalan) muhatabınıza.
Ahlâkî olsun ya da olmasın her aracı kullanırsınız bu uğurda. Hatta söylemesi bile can yakıyor, insanları dahi… Yalan yanında çok masumca kalır. Bu da şerbetin verdiği serserî sarhoşluk olmalı. Ya da bir bedel.
Seçildiyseniz bunları çok büyük bir fedakârlık sonucu yapmazsınız. Sadece aksini yapamazsınız o kadar. Güzelliklerin özeti o güzeli sizin için seçen “o güzel” in yardımıyla tabiî.
Gayret ise, bundan haz çıkarabilmekte gerekli olur. Dünyevî hazların yavanlığından çok öte.
Artık şimdi daha iyi anlaşılır neden “yalan dünya” dendiği…
Peki nedir bütün bir ömrü yalanla desenlendiren esas neden? Her hikayenin her sırrı bende değil; belki bir üçüncüde. Ya da söylemeye iznim yok.

İşte gerçek bu! Benim gerçek “yalan”ım. Ya Hakikat?
Onun hakkında ise söz sarfetmek izni bu fakire verilmedi! Sadece uydum.
..
.