Bu akşam o kadar durgun ki sular Gömül benim gibi kedere diyor. İçimde maziden kalma duygular Ağla geri gelmez günlere diyor.
Ey gönül, gidenden ümidini kes! Kaçan bir hayale benziyor herkes, Sanki kulağıma gaipten bir ses Buluşmalar kaldı mahşere diyor.
Enginden engine koşarken rüzgar, Bende bir yolculuk heyecanı var… Yattığım kayaya çarpan dalgalar Çıkıver bir sonsuz sefere diyor.
Necip Fazıl Kısakürek
Dua
Sıramız geldi, Denize, yorulmak bilmez çalkantısına savrulduk. Yakınmadık dalgalarca sırtımıza vurulan yüklerden Ayın cilvesi, göğsümüzdeki gelgitlere dahi dayandık. Sekînet derken sinsi kasırgayla kör sahile vurulduk. Gördük ki ahirde bize biçilen elbise inziva imiş! … Ya da sığınma Şu biteviye ve yorgun kumsalda bir kaya olsa, yaslansam ona uykuya bırakarak benliğimi, emin… Gücünü, esirgeyişini, güneşten akseden ılıklığını duyarak, sızlayan sinemi yavaş yavaş yaysam ona. Dalgaların ışıktan nâmesini fısıldasa kulağıma, kumları tespih ederek saysa bir bir âciz avucuma. Ve dalmış, baygın, bu büyüyü yudumlarken ben, belli etmeyerek, teselliyle, tatlı yakarışlarla uğurlasa beni hatıralar serili ebedî yatağıma. … Son dilek Ardımdan kum zerreleri denizden kayan rüzgarlarla sarsalar geride kalanı duvak misali içli dualarla. Bense özlemin olmadığı yerde son yatağımda sakin, beklesem o Ay’dan süzüleni, Yegâneyi hoş selâlarla. .. .