“Ay”kırılık:

Ezberleri bırak taliplisine,
dön içindeki sadece sana mahsus cevhere!

Naslar omurgamız, bizi dik tutar.
Ama ruhsatlar elimiz ve dilimizdir bizim,
oyun sahamız,
ruhumuzu gökyüzüne dokunduran.
Hayatı tadanlar cesurlardır, adımlarını esirgemeyenler
altlarındaki uçuruma rağmen,
yürekleri titreyerek, anı kutsayarak.

Korku, huzursuzluk, dağılmak, kaybolmak,
bazen küstahça, bazen günaha çalım…
Şeytanın vakit kaybı…
Kaçma ondan ! Onunla çatış! Yenilgiyi tattır ona.
İnşirah imtihanda olana vaad edildi.

Ezberleri bırak taliplisine,
dön içindeki sadece sana mahsus cevhere!
Merak, kayıp hazinen;
arama bul(ama)ma macerasının çekiciliği düşe kalka;
hele “yaraşır” yoldaşın da varsa yarıştığın,
yorgunluğu paylaştığın bir eski dostlar hanında!

Tersi; emin olma, rahat, huzur, rehavet, bekleyiş,
kapanan göz kapakları,
ve paylaşılan “uyuşma”, akşam salonda.
Yazık sayılı zamanına…
.
.
Desem de bir “sen” inanma!
..
.