bense şifasından saklanan hastalıkları
merakıma yenilip tedavi ettim
hastalıklar değil taburcu edilen benim.

Taburcu
topraklarınız ayaklarımı terk etti
şımarık çocuk gibi hata duvarına tırmandığımda
insanın yaratıldığı toprağı
çamur sanan bir kavimle yaşamak zorunda kaldım
havva da yaratılmasaydı
nasıl sızlardı kaburgaları insanın
kuşlar! gökyüzü size tokat atsa ne yapardınız
başınızı kaldırmanız yasaklansa
kanatlarınız rüzgârın karısı değildir artık
hangi avcı sana “sen”den daha fazla zarar verebilir
bense kuş olduğuna inandırılmış bir kuş resmiyim
tanrım ölüyken bu kadar kanatla ne yapacağım
cehennem de hayal kurar mı
bir gün cennet olabileceğine kim inandırdı onu
halbuki “ben” deyince firavun
halk iştahla öptü dudaklarını
bu öpüşten milyarlarca “ben”e hamile kaldık
cehennem! yakmakla bırakma bizi öyleyse
içimizdeki “HİÇ”i dirilt
ve sakla ateşin kalbinin bir avuç su olduğunu
aşktan çürüyen nasıl terk edildim der
itiraz edecek mantığı yolun başında öldürmemiş miydi
biliyorum
toprağın üstünde yürüdükten sonra
yeniden yerin altına gönderilenler
bir kavimdir
bense şifasından saklanan hastalıkları
merakıma yenilip tedavi ettim
hastalıklar değil taburcu edilen benim.
Ayşe Sevim