…dut yemeyeli ne kadar oldu? Hatırlamıyorum.
Sordum bülbüle, baktım sessiz …
Yaprağının tiryakisi o çalışkan tırtılı ise unutamıyorum,
ve kısa hikayesini sıradan, önemsiz…

Aya
.
çöllerde iz sürenlere sat beni
hülyasını bulanlara kat beni
aslanların omuzuna çöken mi
avucundan inci mercan döken mi
buhurdanlıklarda tüten midir gül
ipek örtülerde yatan mıdır gül
tavus kuşlarının kanadında mı
nazlı bir serçenin inadında mı
Baykara Faslı’nda uçan mı acep
Bağ-ı Hıyaban’da açan mı acep
.
Nurullah Genç
İpek böceği, bir basit tırtıl…
Doymak bilmez bir iştiha ile besler bedenini günlerce büyük hedefi için.
Vakti gelince sürünmekten kurtulup uçacak,
kelebek olup kanatlanacaktır.
Hür, pervasız, uçarı bir geleceğin hayaliyle, geçici sığınağını kurar itina ile.
Sinesindeki mucizevî özle, sabırla kozasını örerek çekilir uykuya,
gökyüzünü özlemle.
…
Koza; binlerce sarılış bıkmadan inceden inceye…
Sabrın, azmin ve zerafetin sanatı, baştan sona hatasız bir bütün ve tek.
Bunca fevkaladelik geçici bir barınak için mi? Kısa bir uyku için mi?
Yazık!
Peki yok mu çaresi incitmeden kozadan çıkmanın ve
o güzelliği uzaktan hayranlıkla seyretmenin?
Hayır yok!
Anlar ki kurtçuk, fedailiğe mahkumdur o, mükemmelliğin uğruna.
Kıyamaz parçalamaya ipek yumağının o saf, emsalsiz ve duru güzelliğini.
Kıyar kendine ipek böceği.
Olgunlaşmadan, dönüşümünü yarım bırakırak,
ipeğin varlığı, bütünlüğü uğruna yokluğu seçer.
…
Canhıraş ateş kozaya can verir böceğe son.
İçindeki cansız hayranı ile koza, ışıl ışıl çözülüp başka dokunuşlara
kumaş olur,
yoldaş olur.
Ağyara temaşa olur.
…
Ama vefa ehli bilir ki,
o ipeksi zarif ışık,
o tanrıçalara layık letâfet,
varlığını küçük bir böceğin ferâgatine borçludur.
…
İpeğin mesut, şen saltanatı sürerken:
İçinde bir ücra köşesinde erittiği mimarı,
sadece arada, alaysı da olsa anılmayı umar,
sessiz, ezik, dua ister avunmak için,
kurumuş dudaklarına bir “amin” için.
..
.