Taburcu

bense şifasından saklanan hastalıkları
merakıma yenilip tedavi ettim
hastalıklar değil taburcu edilen benim.

kuslar
İstanbul kıyı kıyı, kıyım kıyım

Taburcu

topraklarınız ayaklarımı terk etti
şımarık çocuk gibi hata duvarına tırmandığımda
insanın yaratıldığı toprağı
çamur sanan bir kavimle yaşamak zorunda kaldım
havva da yaratılmasaydı
nasıl sızlardı kaburgaları insanın

kuşlar! gökyüzü size tokat atsa ne yapardınız
başınızı kaldırmanız yasaklansa
kanatlarınız rüzgârın karısı değildir artık
hangi avcı sana “sen”den daha fazla zarar verebilir
bense kuş olduğuna inandırılmış bir kuş resmiyim
tanrım ölüyken bu kadar kanatla ne yapacağım

cehennem de hayal kurar mı
bir gün cennet olabileceğine kim inandırdı onu
halbuki “ben” deyince firavun
halk iştahla öptü dudaklarını
bu öpüşten milyarlarca “ben”e hamile kaldık
cehennem! yakmakla bırakma bizi öyleyse
içimizdeki “HİÇ”i dirilt
ve sakla ateşin kalbinin bir avuç su olduğunu

aşktan çürüyen nasıl terk edildim der
itiraz edecek mantığı yolun başında öldürmemiş miydi
biliyorum
toprağın üstünde yürüdükten sonra
yeniden yerin altına gönderilenler
bir kavimdir
bense şifasından saklanan hastalıkları
merakıma yenilip tedavi ettim
hastalıklar değil taburcu edilen benim.

Ayşe Sevim