mihrap kılıp tüm güzelliklerinin özü bir müstesnayı câna özümü perdeledin, hududumu çektin, elhâk razıyım buna
bırakarak eserinin harikulâde hayalini mazinin dallarına yıllarca zahidane teslim olup düşmüşüm yazgımın yollarına
ama ne dünya ne rıza ne de yıllar galip gelemediler ona hâtırası şu zayıf halimi kollayıp meydan okurken zamana
bîçare beklerim Sen’den rüzgârını, seslensin o şarkıyı bana serperek ışıklarını meçhul atideki sadece bir lahzalık âna
.. .
RİNDLERİN AKŞAMI
Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç; Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç! Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile, Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.
Geniş kanatları boşlukta simsiyah açılan Ve arkasında güneş doğmayan büyük kapıdan Geçince başlayacak bitmeyen sükûnlu gece. Guruba karşı bu son bahçelerde, keyfince, Ya aşk içinde harab ol, ya şevk içinde gönül! Ya lâle açmalıdır göğsümüzde yahud gül.
YAHYA KEMAL BEYATLI
RİNDLERİN ÖLÜMÜ
Hafız’ın kabri olan bahçede bir gül varmış; Yeniden her gün açarmış kanayan rengiyle. Gece; bülbül ağaran vakte kadar ağlarmış Eski Şiraz’ı hayal ettiren ahengiyle.
Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde; Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter. Ve serin serviler altında kalan kabrinde Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.
YAHYA KEMAL BEYATLI
MEHLİKA SULTAN
Mehlika Sultan’a aşık yedi genç Gece şehrin kapısından çıktı: Mehlika Sultan’a aşık yedi genç Kara sevdalı birer aşıktı.
Bir hayalet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rü’yalarına; Hepsi meşhur, o muamma güzeli Gittiler görmeye Kaf dağlarına.
Hepsi, sırtında aba, günlerce Gittiler içleri hicranla dolu; Her günün ufkunu sardıkça gece Dediler: ”Belki bu son akşamdır”
Bu emel gurbetinin yoktur ucu; Daima yollar uzar, kalp üzülür: Ömrü oldukça yürür her yolcu, Varmadan menzile bir yerde ölür.
Mehlika’nın kara sevdalıları Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, Mehlika’nın kara sevdalıları Baktılar korkulu gözlerle suya.
Gördüler:”Aynada bir gizli cihan.. Ufku çepçevre ölüm servileri…” Sandılar doğdu içinden bir an O, uzun gözlü, uzun saçlı peri.
Bu hazin yolcuların en küçüğü Bir zaman baktı o viran kuyuya. Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü Parmağından sıyırıp attı suya.
Su çekilmiş gibi rü’ya oldu!.. Erdiler yolculuğun son demine; Bir hayal alemi peyda oldu Göçtüler hep o hayal alemine.
Mehlika Sultan’a aşık yedi genç Seneler geçti, henüz gelmediler; Mehlika Sultan’a aşık yedi genç Oradan gelmeyecekmiş dediler!..
YAHYA KEMAL BEYATLI
GECE BESTESİ
O kuş en kuytu bahçelerde öter; Sarmaşıklarla yüklü vâdîde; Hiç bir el değmemiş ağaçlarda; Geceden tâ şafak sökünceye dek Yükselir perde perde içli sesi; En uzun nağmesiyle, bir müddet, Gaşyeder yer yüzünde dinliyeni; Bir zaman gök yüzünde yalnız o ses, O terennüm kalır; Gaşyolur dinledikçe yaldızlar.
O kuş ancak bahâr olunca gelir; Nerelerden gelir? Kimse bilmez, bu bir muammâdır; Bahâr erince sona Kaybolur, başka bir bahara kadar.
O kuşun ömrü, bir güzel gecede, Bir güzel beste söylemekle geçer. O kuş en kuytu bahçelerde öter; Hayâl içinde yaşar, Hayâl içinde ölür.
YAHYA KEMAL BEYATLI
BİR DOSTA MISRALAR
Kâmildir o insan ki yaşar hâtıralarla; Bir başka kerem beklemez artık gelecekten; Her an doludur gözleri cânan ve baharla Kâm aldı bilir kendini, ömründe, felekten.
Bir kerre sevip vuslata erdiyse cihanda, Ömrün iyi rü’yâsına dalsın, uyusun rûh. Bin zevk aramak kaydına düşmekle zamanda, Her gün yorulup, nafile bin yıl yaşamış Nûh.