Olric

aynalar

Olric’i duymayan kalmamıştır herhalde.
“Tutunamayanlar” Oğuz Atay
Aslında romanla okumakla hiç işi olmayanlar da tanışmışlardır onunla hayatlarında bir kaç kez.
Bu iç ses; bazen bilge, bazen saf, bazen sıradan, bazen şaşırtan, ciddi, şakacı, acıtan, teselli eden, kışkırtan…
Ya da belki gerçek benliğimiz o; herkese gösterdiğimiz ise sadece bir dış ses, bir sahte görüntü. Yaşayamadığımız asıl gerçek dünya içimizdeki. Doğum için zamanını bekliyor. Yaşayamadık çünkü başka yaşamları dert edindik abartılı. Yaşama açılma sırası bize de gelecek diye bekliyoruz. Olric’in böyle derdi yok. Çünkü başkalarına bağımlı değil yaşamı. O yüzden rahat ve sakin, hayal gibi.

Okumalı derim, kendimizle birlikte karşımızdakini de; kendimize aynaları arkadaş edinelim. Sabahları karşısında zamanı izlediğimiz aynayı kastetmiyorum! Başkasındaki aynamızıgörelim. Korkuyorsak; kendimizden gizli yapalım bunu.
Biraz kendimizden şüphelenelim; nedir bu hep “ben bilirim, doğrudayım” havaları.
Evet “Kova”sınız ama bu her şey değil!
Siz diğerleri, lütfen rahat olun! Sözüm size değil!..

Bakın gördünüz mü?.. Latife ama hemen alındınız, kızdınız, emin değilsiniz kendinizden. Bu sizin elinizde değil, yanlış da değil, sadece “yıldızlar”… Aksi zaten tehlikeli, biliyorum. Kendinden aşırı emin olmak, dış duvarları gediksiz muhkem kılmak, “ben”i hapsetmek…

Yakından tanıyalım şu kaçak “ben”i artık. Dokunalım çekinmeden ona.
Zamanın son perdesinde, geri dönüşsüz, o muhteşem finalden eminsek eğer!..
..
.

“Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.”
Cemil Meriç

Roman kahramanı Olric’den bazı alıntılar.
(Neden romanda adı ya da kendi geçenler hemen kahraman oluveriyor? İlla “roman”laşalım mı yani?)

-hastaneleri hiç sevmem Olric…
-neden efendimiz?!
-en kötü günüm orada geçti Olric…
-hangi gün efendimiz?
-doğduğum gün Olric… doğduğum gün!

-sevelim mi Olric?..
-sevmek nedir efendim?
-sevmek vazgeçmektir Olric…
-vazgeçtiyseniz sevelim efendim…

-bu yol nereye çıkar Olric?
-hiçbir yere efendimiz.
-hiçbir yer neresidir Olric?
-doğru yerdir efendimiz
-gidelim mi?
-vardık efendimiz…

-Gidelim mi Olric?
-Gidelim efendimiz
-Nereye Olric?
-O’na efendimiz
-O nerde Olric?
-Kalpte efendimiz…
-Gidelim Olric..
-Ya, ya o kalp doluysa Olric?
-Sanmam efendimiz
-Dönelim Olric, içime bir şüphe düştü!

-Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi ?
-Geçer elbet efendim; bazısı teğet geçer,
bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer,
bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer…

-dönemem Olric… dönemem geri.
-aşk, dolanıp ve tekrar dolanıp başlanılan yere dönmektir efendimiz.
-ben aşığım Olric…
-dolandınız efendimiz, geri dönüyoruz…

-elimde olmayan şeyler var Olric.
-nedir efendimiz?
-elleri Olric, elleri…”

-Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin…
Hadi devam et şimdi, Kuru yaprakları…
Deniz taşlarını…
Gözyaşını…
Sorulamamış soruları…
Senden kalan sesleri…
Yaşanamamış paylaşılmışlıkları…
Birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları
ve hüznü…
Ve özlemi biriktirmeye.

-Can çekişmek nasıl bir şey bilir misin Olric.
-Hayır efendimiz, nasil bir şey ?
-Ona söyleyebileceğin o kadar şey varken susmaktır Olric.

-Kolundaki yaralar efendim ?
-Tutunurken öyle oldu Olric
-Ya Yüreğindeki yaralar… Efendim?
-Tutulurken öyle oldu Olric!..
-Peki ya gözlerindeki suskunluk; Ne Efendim?
-Hiç dokunma!.. Sus Olric!..

-En tehlikeli kelime nedir Olric?
-“Ama” dır efendim bana göre…
-Neden Olric?
-Önceden söylenen her söylemi veya kelimeyi öldürür!
-Mesela, Seni seviyorum ama… gibi.

-Keşke nedir Olric?
-Hatalarımız efendimiz.
-Çok mu hata yaptık?
-Keşke diyecek kadar efendimiz.

-biliyor musun Olric?!
aslında insanı acıtan şey yalnız kalması değil…
sevdiğinin kokusunun, bir başkasının üzerine sinmiş olma ihtimalidir!..

-Sus Olric! Düşünüyorum.
-Düşünmek ne haddinize efendimiz!
-Descartes düşündükçe var oluyordu Olric.
-Descartes düşündükçe var olur, siz düşündükçe yok olursunuz efendimiz…

-ne desek güvenir bize Olric?
-uğruna ölebilseydik belki güvenirdi efendimiz.
-az mı öldük diyorsun şimdiye kadar Olric?
-az demiyorum efendimiz, sadece vakitsiz öldük…
-aşkın vakti mi olurmuş Oric? biz hep o vakitte değil miydik?
-aşk vakitsizdir efendimiz, biz zamanın olgunlaşmasını bekledik hep.
-haydi o zaman gidelim Olric.
-nereye efendimiz?
-vakti gelmişken son kez ölmeye, ölüm olsa sevmeye Olric.

-gelir mi dersin Olric?!
-gelmez, gelemez efendimiz…
-neden Olric?!
-yüreği o kadar büyük sevemez de ondan efendimiz!..

-biliyor musun Olric, benim bir çok dostum var.
-görüyorum efendimiz, hepsinin sırtınızda izleri var.

-Beni ölünce onun yanaklarındaki gamzelere gömsünler Olric…
-Siz öldükten sonra gülecekse, külleriniz okyanusa daha çok yakışır efendimiz…

-Bütün hayatımızı yersiz çekingenliklerle mi geçireceğiz Olric?
-Cesareti yalnız kafamızda mı yaşayacağız?

-Yağmur yağıyor Olric, ıslanıyor etraf ağlasak kimse anlamaz değil mi?
-Anlamaz efendimiz.
-Anlasa ne olur?
-Utanırız efendim!..
-Sevmeyi göze alan utanır mıymış Olric!..

-Ne çok şey biliyor bu insanlar Olric?
-Herkes işine geleni biliyor efendimiz.

-Biliyor musun Olric? Artık yalnızlığı bile çok seviyorum,
-Sırf onun eseri diye…

-Gözden ırak, gönülden de ırak olur mu efendimiz?..
-Hayır Olric. Yüreğinde bir yer açıp oraya oturttuğun her kimse, seninle birlikte gider her yere…
-Ben kötü birimiyim efendim? Yüreğimde giden onca insanın yüreğinde
bir yerim olduğuna neden inanmakta zorlanıyorum?..
-Onlar gerçekten gittiği içindir Olric…”

-herkes anlamlı anlamlı başını sallıyor… Olric!
-sanki duygulanmış gibiler, etkilenmiş gibiler, hüzünlenmiş gibiler!
-hep gibiler…
-efendim aslında anlıyorlar… ama hiç kendileri olamıyorlar… olurlarsa kendilerinden korkuyorlar!..

-Az´ım Olric… azımsanıyorum… azım sanıyorum!..
Gidip bir köşede biriktirme zamanım geldi de geçti bile
ki az zamanda ne şiirler biriktirmiştim içimde
sen şiirleri bilir misin Olric? Ben bildiğini bilirim
yorgunluğumun kimsesizliğinde titrediğin her gece
Olric bir tek sendin omzunda dinlendiğim…
Sen ile ben Olric
öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu…
ve bir ve iki ve üç Olric dönüş yok
sen ve ben tükendiğinde yittiğinde her şey “yaşandı bitti”
diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık
geç mi kaldık? Olric…
geç kaldığımızı anlamak için bile mi çok geç kaldık yoksa
doğruya…
ne varsa beklenen… Arası kapatılamayacak mesafelerce geç kaldık
bitmek varsa eğer geçmişi ak sayfalara kaydedecek
silmeyecek beyaza boyayacak zaman bitti Olric…

-efendim, deprem oldu sanırım!
-hayır Olric………..hayallerim yıkıldı!..

-Daha kaç kez ıskalayacağız hayatı Olric?
-Oklarımız bitene kadar efendim.

-Gitme vakti geldi Olric.
-Nereden gitme vakti geldi efendimiz?
-Kalbinden Olric kalbinden.
-Hiç gelmemiştiniz ki efendim.
-O zaman neden bu kadar canım acıyor Olric?
-Çünkü hep kalbindesiniz sanmıştınız oysa bir kere bile sizi kalbine almamıştı efendim.
-Beni neden uyarmadın Olric?
-Aşkından sağır olmuştunuz efendim.
-Anladım Olric…

-Neden sadece bir hayal ürünüsün Olric?
-Siz gerçeksiniz de ne oluyor efendimiz.

-…

Olric” üzerine 3 yorum

  1. Ah be Olric senle konuştuğum kadar onunla da konuşabilseydim keşke. Ama biliyor musun o beni sevmiyor?

Yorumlar kapalı.