
Ulu Cami / Bursa
Vav;
acizlik, çileyle hemhal bir kulluk, edeple eğiliş,
‘hiç’ olup sonsuzluğa uzanış,
bir gizli sır, bir ulvî emanet kalpte saklı,
kalbin “müstesna” sının sembolü, alnını secdeye sabitleyiş,
sadakatle bağlanma, düğümlenme,
kördüğüm misali…
Kördüğüm;
kördüğümden öncesi sadece bir ip; başıboş amaçsız.
Seçildi ve düğümlendi, bağlandı geri dönüşsüz.
Bağlanan bağlanılan karıştı bir oldu.
Mesele, muamma, tılsım…
İp için aslolan bağla(n)mak değil mi ki esasen?
Ayrılma-çözülme hesabı olanın aklı düğümü bellerdi çözerdi.
Ancak kalp, aklı da düğümü de kör etti.
Çözülmeye direndi.
Çözümsüzlüğe adandı.
Çözemedi İskender’in kaba, ucuz bilmişliği bile.
Zaman çözermiş gibi yaptı; parmak uçlarıyla oyalanarak,
ama gizlice, sıdk’ ile bağrına sıkıca bastırarak.
Tutunamayan, bağlanamayan ip; faydasız, amaçsız, acınası!
Neye yarar?
Kördüğüm varken ipe kim bakar?
..
.